Faydalı Yiyecekler

Yiyeceklerin Faydaları

İş Güvenliği Kursu Kayıt Formunu Doldurup Gönderin Size En İyi Fiyat Teklifini Sunalım.
Aşağıdaki formu doldurup "FORMU GÖNDER" butonuna basınız.
Lütfen bekleyin...

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği

İstanbul Türkiye’mizin bin minyatür halidir. Türkiye’nin her bölgesinden milyonlarca insanı barındıran bu mega kentin durumunu göz önünde bulundurarak yazıma İstanbul’la başlamayı ve bir takım değerlendirmeleri bu şehir üzerinden yapmayı uygun gördüm.

İstanbul, sahip olduğu ekonomik, sosyal ve kültürel dinamizm ile Türkiye ölçeğinde değil; küresel ölçekte dünyanın önde gelen metropolleri arasında yer almaktadır. İstanbul; Hızla gelişen ve değişen Türkiye’nin görünen yüzü ve dünyaya açılan penceresi olmuştur. İstanbul’un ihtiyaçlarını yakından takip edebilmek, gelişen toplumsal yaşamla beraber ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak için her gün bir proje hayata geçiyor.

14 milyonu aşan nüfusu ile Türkiye’nin her bölgesinden insanları barındıran bu koca şehir, her gün giderek yaşam koşullarını zorlaştırıyor bir yandan da ekonomik anlamda özellikle inşaat ve yapılaşma sektöründe kontrolsüz bir şekilde büyümeye devam ediyor.

İş Güvenliği ve Yoğun Göç

Yoğun bir göçü içinde barındıran İstanbul’un her gün geçim savaşı ve iş gücü artıyor, çalışan insan sayısı arttıkça ortaya iş sağlığı ve güvenliği sorunları çıkıyor. Türkiye de henüz yeni olan iş sağlığı ve güvenliği sektörü bir yandan kanunlara ve çalışanların çalışma koşullarına uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da bir takım prosedür ve yeni uygulamalarla karşı karşıya kalıyor.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun getirmiş olduğu yükümlülüklerin işverenlerce yerine getirilmesi amacıyla; Sağlıklı ve güvenli iş yerlerinin oluşturulması, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenilmesi hedeflenerek çıkartılan bu kanun henüz ülkemizde yeni yeni işlemeye başlamıştır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çalışanlar ve işverenler tarafından henüz yeni algılanmaya başlanmış, bir takım sektörler bu kanuna hemen adapte olmuş fakat bir çok işveren ve çalışan kesim bu kanuna adapte olamamıştır. Tabi bu durumun en büyük sebeplerinden biride toplumumuzun kültür yapısı ve “bana bir şey olmaz” mantığının ağır basmasıdır.

Bu gün gerek yazılı gerekse görsel medyadan, iş kazalarının devam ettiğini, meslek hastalıklarının faal olduğunu ve alınan önlemlerin yetersiz olduğunu hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Bu durum milletçe henüz iş sağılığı ve güvenliği konusunda yeterli bilince ve kültüre sahip olmadığımızı ortaya koyuyor.

İş Güvenliği Hakkında Bilinçlendirme

Çoğu zaman ölümlerle sonuçlanan iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçilmesi için; Üretim ve hizmet süreçlerinde tehlike sınıflarını dikkate alarak iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı önleyici organizasyonlar tertip etmek, mesleki risklerin önlenmesi amacıyla, eğitim planlamaları yapmak, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını büyük bir özveri ve titizlikle gerçekleştirmek gerekmektedir. Aksi halde üzücü veri tabloları ile karşı karşıya kalmak kaçınılmazdır.

Elbette ki bu durum tek bir kurumun altından kalkacağı bir yük değildir. Topyekun bir İş sağlığı ve güvenliği seferberliği gerekmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarını minimum seviyelere indirmek için hem sahada hem de kapalı iş mekânlarında inceleme, raporlama, denetim ve planlama görevleri gerek iş veren gerekse çalışanlar tarafından eksiksiz yapılmalı ve gereken önlemler acilen alınmalıdır.

Bütün bunların yanı sıra çalışanların sağlık gözetimleri ve periyodik tahlilleri, İşveren/İşveren Vekili, İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi, Personel Sorumlusu ve Çalışan Temsilcisi üyeleri, İSG kurulları oluşturulması, tehlike sınıfına göre periyodik olarak İş Sağlığı ve Güvenliği kurul toplantılarının hayata geçirilmesi ve uygulanması elzemdir.

Çalışanların sağlıklı ve güvenlikli bir ortamda çalışması bir ülkede sosyal gelişmenin en temel öğelerinden olduğu gibi, sağlıklı ve güvenli ortamda çalışma hakkı en temel insan haklarından biridir. “İş yerinde sağlık ve güvenlikle ilgili şartları sağlamak işverenin öncelikli ödev ve sorumluluğudur” ilkesi göz önünde bulundurularak, gerektiğinde iş güvenliği uzmanları tarafından saha tespit çalışmalarının büyük bir titizlikle yapılarak,  iş sağlığı ve güvenliği kanunu kapsamında işyerlerinde yapılması gereken tüm kontrollerin gerçekleştirmeleri gerekmektedir.

Türkiye’de yeni olan iş sağılığı ve güvenliği sektörü konusunda, hızlı bir ilerleme kaydedilmesi ve acilen ölümcül kazaların ve meslek hastalıklarının önüne geçilmesi açısından; Üniversiteler, sektör profesyonelleri, akademik çevreler, Sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler iş birliği yapmak mecburiyetindedir.

Bu alanda tüm kurumlar işbirliği yaparak ortaklaşa düzenleyecekleri, İş Sağlığı ve Güvenliği alanında seminerler, sempozyumlar, söyleşiler ve toplantılar düzenleyerek iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaşmasına yönelik yapılan tüm çalışmalarını ve deneyimlerini, basılı ve görsel yayınlarla destekleyerek Türkiye’nin her yerine ulaştırılması için çalışmalar yapmaları gerekmektedir.

Yukarıdaki iş birliği gerektiren çalışmalar yapıldığı takdirde, ülkemiz iş sağılığı ve güvenliği alanında model ülke olur ve  diğer gelişmiş ve kalkınmış Avrupa ülkeleriyle boy ölçüşebilir. Aksi halde her gün iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi haberler hem ülkece bizi geriye götürür hem de çalışanları ve ailelerini üzmeye devam eder.

Sağlıklı ve Güvenlikli Günler Temennisiyle…

Henüz yorum yazılmamış.

Bir cevap yazın

info@isguvenligikursu.net